YÜZMENİN FİZİKSEL VE
FİZYOLOJİK ETKİLERİ
Yüzmenin Fiziksel
Etkileri
Temel sporlardan biri olarak ele
alınan yüzme sporu en kolay uygulanabilecek bir spor dalıdır. Gelişen yaşam
koşulları yürüyüş yapacak ortamlar bulmanın kolaylığı kadar yaz ve kış yüzme
olanağı bulunabilen havuzlar ortaya çıkarmıştır. Belli bir düzende spor yapmak
isteyenlerin yüzme sporuna daha rahat zaman ayırmaları kolaylaşmıştır.
Yüzme sporu ile uğraşanların spor
ilk başladıkları günden itibaren fiziksel gelişimleri önemli farklılıklar
gösterecektir. Bu gelişmeler onun tüm yaşantısına etki edecek gelişmelerdir.
Yüzme sporu beden gelişiminin temel
sporlarından biridir. Tüm vücut kaslarının kullanıldığı sporlardandır. Su
direncine karşı yapılan bir spor olması nedeniyle kas kuvvetine ve genel dirence
önemli katkılarda bulunmaktadır.
Spor belli bir yaşam disiplini
verir. Bu yaşam disiplinini en iyi sağlayan sporlardan biri yüzme sporudur.
Erken yaşlarda başlama olanağı olan birkaç spordan biri olması ve insan doğasına
uygunluğu nedeniyle yüzme sporu bu disiplini sağlar. İnsan doğasının en kolay
uyum sağladığı spor dalı olması çok ileri yaşlara kadar uygulanabilecek spor
olmasını sağlar. Yürümek kadar doğal ve kolay bir spordur.
Sporda saldırganlığı azaltan ve
yarış ortamında çok çalışanın başarılı olması doğasını kabul ettiren bir
spordur. Çalışmayan başarılı olamaz ve daha çok çalışanın başarısını alkışlamak
gerekir. Ondan daha başarılı olmak için ondan daha fazla alışmak gerekliliğini
kabul etmek gerekir.
Birey olarak kendine güveni ve
başarabileceklerini önceden görmeyi sağlar. Düzenli çalışmalar yüzme sporunda
nerelere gelinebileceğini ve kişinin sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini
ortaya koyar.
Başarılı olmak onu korumayı ve daha
çok çalışmayı, başarısız olmak ise yapılan hataları gözden geçirip ders alarak
eksiklikleri gidermeyi ve yeniden çalışmayı gerektirir. Yüzme sporu bu yaşam
anlayışının en iyi yaşandığı ortamdır.
Bağışıklık sistemini uyarması ve
metabolizmanın düzenli çalışmasını sağlaması kişileri hastalıklardan korumaya
yönelik önemli katkılar sağlar. Kuzey ülkelerinde yaşayanlar soğuk ortamlarda
dirençlerini arttırmak için soğuk sulara girmek alışkanlığı kazanmışlardır. Bu
davranış onların dolaşım sistemlerinde de düzenleyici etkiler yapmaktadır. Damar
hastalıklarını görülme sıklığını azaltır.
Spor amaçlı yüzme sporu ile
uğraşmak için haftada iki ya da üç gün yüzme sporuna bir saat zaman ayırmak
yeterlidir. Bu süre karada yapılacak çalışma öncesi gerdirme egzersizleri ile
geliştirilebilir. Yüzme sporunda belli bir mesafenin yüzülmesi hedeflenerek
çalışmalara başlanmalı ancak nefes alış veriş tekniği ve yüzme sitillerinin buna
uyumu için eğitim alınmalıdır. Temel yüzme eğitimi almayan kişilerin yüzme
mesafesi uzadıkça yorulmaları daha çabuk olacaktır. Su ile uyum içinde yapılan
bir yüzme sporu hem ruhsal dinginlik hem de beden gelişimi sağlayacaktır. Su
direncine karşı yanlış hareketler ise kişinin çabuk yorulmasına ve bu spora
fazla devam edememesine neden olacaktır.
Yüzme sporu bu sporla aktif
uğraşanlar kadar sağlık için spor anlayışıyla çalışanlarında düzenli ve sürekli
uygulamasına gerek duyan bir spordur. Öğrenmenin yaşı yoktur. İnsan doğası suda
batmamayı ve hareket edebilmeyi bilir. Bisiklete binmek gibi dengeye dayanan bir
davranıştır. Çalışmalarla geliştirilir, doğru hareketlerin yapılması ile hız ve
direnç kazanılır. Korku sadece yaşanan deneyimlerden kaynaklanır ve doğru
hareketlerin öğrenilmesi ile kolayca üstesinden gelinir.
Suda terleme olmasına karşın su
ortamında vücuttan uzaklaşması kolaydır.Yüzme sporu
yapılan ortamın genel temizlik kurallarına dikkat edilirse en temiz spor olma
özelliği taşır. Çamur, toz ve vücut kirleri bu spor için var olmayan
kavramlardır. Bir bone ile saçların toplanması ve suya dökülmesinin önlenmesi,
suya girmeden önce duş alınarak deri üstünde var olan deri döküntülerinin
uzaklaştırılması kullanılan ortamın temizliğine katkı sağlayacaktır.
Yüzme sporu çok küçük yaşlarda
başlanabilen ve çok ileri yaşlara kadar sürdürülebilen, sağlıklı zamanlarda
yapılabildiği gibi sakatlık iyileşmelerine de katkısı olabilen, engelli
insanların kolaylıkla yapabileceği bir temel spordur. Sağlık ve spor
kavramlarının yan yana olduğu tek spordur.
SIRT ÜSTÜ YÜZME
Arkaya kol atarak yüzme tarzı
denilir veya (sırtüstü yüzme), serbest yüzüş tarzının tam tersi bir yüzüşde denir halk dilinde . Zaman
içinde yüzücüler birbirini takip eden, su üzerindeki tamamlayıcı kol
hareketleriyle ve kurallara uyarak daha hızlı yüzeceklerini fark ettiler. Bu
yüzme tarzına elverişli olan ayak çırpma hareketlerinin uygulanmasına da
başlandı, çünkü böylesi eski ayak vuruşundan daha hızlıydı.
Su altı kol
yüzüşü su yüzeyinin hemen altında ve yana doğru düz bir kolla yapılıyordu. Bunun
gibi hareketin tamamlanışı da alçak ve düz bir kolla yanlamasınaydı. Su altı
kameralarının kullanımı yaygınlaşmaya başladıkça konunun uzmanları , antrenörler , hareket bilimi bilim adamları , o
günün en başarılı sırtüstü yüzücülerinin S tipi çekiş hareketlerini
kullandıklarını gördüler. Yüzücülerin kollan yüzerken önce bükülüyor, sonra
açılıyordu. Hareketin tamamlanışı ise yandan ziyade, dümdüz baş üzerinden
yapılıyordu. Bu günkü sırtüstü yüzme, kuralların izin vermesiyle ve hızı
arttırıcı yeniliklerle daha iyi bir duruma gelmiştir denebilir
.
• Çift ayak vuruşları diğer adıyla
Dolfin ayak vuruşları
Sırtüstü yüzmede çift ayak
vuruşu yada dolfin ayak vuruşunu birçok
yüzücü yüzmelerini hızlarını arttırıcı olarak kullandılar
. Bu teknik yüzücülere avantaj sağladığı gerekçesiyle , FİNA kuralları günümüzde bir yüzücünün depar ile birlikte siyin altında
15 m .
dolfin ile gitmesine ve her dönüşte
15 m . dolfin ayak ile yüzmesine izin vermekte
. Yüzücü depar ve dönüşlerde kısa bir mesafe kaydıktan sonra suyun
80 cm . ve l m. derinlikte hareket etmesi suyun dışındaki ters
akıntılardan vücut suyun altında olduğu için etkilenmemekte ve sürtünme
azalmaktadır. Bu nedenle yüzücülerin su altındaki dolfin hareketine dikkat etmeleri gerekir. Dolfin ayağa yatkın olan yüzücülere kurallar çerçevesinde bu
tekniği kullanmaları önerilir.
Yüzücülerin duvara el dokundurmadan yapıkları dönüşlerin avantajlı olduğu
bilinmektedir. Bu dönüş tekniği yüzücülerin dönüşe erken başlamalarına olanak
verir ve hiç şüphesiz daha çabuk takla atmalarını sağlar ,
bu yüzden rakiplerine oranla avantaj sağlamaktadır . Yüzücü duvara bir
kulaç kala yüzüstü pozisyona gelip bir kol çekişiyle serbest takla atar, sırüstü pozisyonda ya serbest ya da dolfin ayakla su yüzeyine tekrar çıkar ve yüzme mesafesine
devam eder .
Serbest stil, dört müsabaka stili
içinde en hızlı olanıdır. Çekiş mekaniği, bir sağ-bir sol kol çekişi ve değişken
sayıda yapılabilecek ayak vuruşundan oluşmaktadır. Serbest yüzmeyi anlatmak için
bu bölümde aşağıdaki başlıklar kullanılmıştır.
4. Kollar ve bacakların zamanlaması
5. Vücut
pozisyonu ue nefes alma-verme
6. Kol ve vücut hızı
için şekiller
9.
Nefes alma şekilleri
Kol Çekişi
Su altındaki kol
çekişi, 3 süpürme hareketinden oluşur. Bunlar aşağı, içeri ve yukarı süpürme
hareketleridir. Bu bölümde bahsedilecek olan kol çekişinin diğer bölümleri, suya
giriş, uzanma, sudan çıkış ve kol devrinin önde tamamlanması şeklindedir.
Suya giriş başın önünde, alnın ortası ile suya giriş
tarafından omuz başının arasında orta bir noktadan olmalıdır. Yüzücünün kolu az
miktarda ileri uzatılmış olmalı ve el suya girer girmez avuç içi dış yana doğru
çevrilmelidir. Elin girişinden sonra kol da sanki el su yüzeyinde bir delik
açmışçasına aynı noktadan suya girmelidir.
Kolun suya girişinden sonra kol su
yüzeyinin hemen altında mümkün olduğu kadar ileri uzatılmalı, bu sırada avuç içi
de uzanma safhası tamamlandığında tam aşağı bakacak konumda olmak üzere
çevrilmelidir. Kol çekişinin bu safhasına uzanış safhası tamamlandığında tam
aşağı bakacak konumda olmak üzere çevrilmelidir. Kol çekişinin bu safhasına
uzanış safhası adı verilir. Yüzücünün eli- uzanış sırasında, uzanış yönüne doğru
düz bir konumda ileriye doğru uzatılmalıdır.
Yüzücü, kolu suya girer girmez suya
herhangi bir kuvvet uygulamaya çalışmamalı, o sırada itiş hareketini
tamamlamakta olan diğer kolun hareketini etkilememek için çekiş hareketine
başlamamalıdır. Bu sebeple kol suya girdiğinde baş ile omuz arasında orta
noktadan ileri uzanma hareketine devam etmeli harekete omuz başının ileri
uzatılışı destek vermelidir. Böylece bir teknenin burnu gibi bir şekil alan
vücut, arkadaki kolun itiş hareketini rahatça tamamlamasına izin vermiş olur.
Aşağı süpürme tam bu noktada başlar.
KURBAĞALAMA
Kurbağalamanın zengin bir yarışma
tarihi vardır, îlk çağlarda yanşmalarda yer alan ilk yüzme tarzıdır. Bir zamanlar
yüzücülerin kurbalağama yarışlarında su altında
yüzmeleri tehlikeli olduğu gerekçesi ile, kurallarla
yasaklanmıştı. Çünkü bir çok yüzücü suyun altında uzun
süre kalmayı deneyerek baygınlık geçiriyordu. Kurallar 1950'lerin sonlarında
yarışların büyük kısmının yüzeyde gerçekleşmesini sağlayacak şekilde
değiştirildi. Günümüzde yüzücüler sadece starttan ve
her dönüş sonrasında bir çekiş ve bir ayak vuruşu dönemince suyun altında
kalabilirler. Bu dönem sonrasında vücutlarının bir kısmı özellikle başları her
vuruş döneminde suyun normal düzeyinin üzerinde görünmelidir. Kurbağalama
stilinde yüzücüler yan-dairesel kol çekişleri ve birçok adı olmasına rağmen
çoğunlukla "kamçı"olarak adlandırılan ayak
hareketlerini kullanırlar. Kurbağalama, yüzme stillerinin en yavaş
olanıdır.
Yüzücüler, ayak vuruşu döneminde itici kuvvetin evrelerinde büyük
bir güç meydana getirselerc?.
bacakları çekerken bu gücün büyük kısmını harcarlar. Bu
da onların diğer stillere oranla ortalama hızlarını oldukça düşürür. İleri dönük
hızda büyük devirsel değişimler kurbağalamayı diğer yüzme sitilleri içersinde en
yavaş kılar.
Günümüze değin, birçok uzman kurbağalamanın düz vücut
pozisyonunda yapılması gerektiğine inandı. 1970'lerde vücudu yunus gibi
dalgalandırılan kelebeğe benzer bir stil gündeme geldi. Bu stile "dolfin"ya da "Avrupa Stili" kurbağalama adı da verilir.
KELEBEK
1930'lu yılların başından itibaren
kelebek stil yüzmede çeşitli gelişmeler oluşmaya başladı. Yalnızca kulaç atmaya
dayalı yüzmeden nefes kontrollü kulaç atma stiline yavaş yavaş geçildiği görüldü. Bazıları bunu suyun yüzeyinde
yaparken bazıları da suya dalma aşamasında yapmayı tercih ediyordu. Kelebek -
serbest yüzen yüzücüler yunus vuruşunu yaptıklarında daha da hızlandıklarını
anladılar. Yunus vuruşu o tarihlerde serbest yüzme kurallarına da uygundu. Çünkü
her iki ayak aynı anda aynı düzlemde hareket ediyordu. Yunus vuruşu (Dolfin) ile kelebek yüzme o kadar hızlandı ki yeni bir
kategori oluştu (1955). Kelebeğin mucidi olarak yüzücü Jack Sieg ve antrenör David Armbruster olarak bilinir.
Kelebek stilde
kol çekişleri şu safhalardan oluşur.
4) Geriye alış, gevşeme, dinlenme.
• Dışa Süpürme
Kol hareketinin
bu ilk aşamasında eller omuz genişliğinde veya biraz daha geniş olarak avuç içi
biraz dışa gelecek şekilde suya girer. Ellerin suyu kolay yarması için öncelikle
kenarlarının suya dik olarak girmesi gerekmektedir. Daha sonra öne ve dışa doğru
omuz genişliği aralığı sağlanana kadar eller açılır. Eller omuz genişliğinde
açıldığında resim 114 e'de görüldüğü gibi vücut ileri
doğru atılmaya hazır konuma gelmesi gerekmektedir. Bu konumda kollar yaklaşık
30-40 derecelik bir açı altındadır.
Sonraki aşama
olan içe süpürme hareketi için hazır durumda bulunmaladır. Dolfin hareketi dışa
süpürme hareketini kolaylaştırmakta, ona yardımcı olmaktadır. Bu iki hareketin
uyumlu olması durumunda oluşan dalgalanma yüzücülerin kol hareketlerini daha
kolay ve daha güçlü yapabilmesine olanak sağlamaktadır. Kollar suya girdiğinde
dirseklerden itibaren biraz gevşek tutulursa kollar daha kolay yön değiştirme
özelliğine sahip olur. Kollar suya girdikten sonra dirseklerden itibaren ileriye
doğru uzatılırsa oluşan ivme nedeniyle toparlanmadaki hız kaybı daha az
olmaktadır. Toparlanma hareketinde dirseklerin gevşek tutulması yüzücülere
tavsiye edilmektedir. Kolların suya girdikten sonra ileriye uzatılması daha
sonrası içinde daha az efor sarfedilrnesini gerektirdiğinden tercih edilmektedir. |
|
 |
 |